Sakrum Tümörleri

Sakrum, omurganın en altındaki kısmıdır. Leğen kemiğini arkadan saran ve devamı niteliğinde bir yapıya sahiptir. Bazan kuyruk sokumu diye de adlandırılabilir. Pelvisi oluşturan en önemli kemiklerden biridir.

Sakrum tümörleri, farklı anatomik yerleşimleri ve içerdiği sinir kökleri nedeniyle, pelvis organları ve büyük damarlarla ilişkileri nedeniyle ve de tedavilerindeki incelikler nedeniyle özel tümörlerdir. Sakrum tümörlerinin bir kısmı sakrumun kendisinden kaynaklanan tümörler olabileceği gibi, başka bölgelerden gelen (metastatik) tümörler de sakrumda sıklıkla görülür. İyi huylu tümörlerden dev hücreli tümör, anevrizmal kemik kisti, osteoid osteoma ve sinir kılıfı tümörleri görülebilir. Kötü huylu tümörlerden kordoma ve sarkomalar görülebilir.

Belirtiler

Bazen sadece bel veya bacak ağrısı, bazen kuyruk sokumunda ağrı olabilir. Bazen bacaklarda uyuşmalar ya da güç kaybı görülebilir. İşeme bozukluları ve sindirim sistemi ve dışkılama problemleri görülebilir. Kabızlık ve dolgunluk hissi bazen ilk görülen belirtilerdendir. Cinsel fonksiyon bozuklukları görülebilir. Belirtiler, tümörün yerleşim yerine ve yayılım şekline göre çok farklı klinik tablolar oluşturabilir. Kötü huylu tümörlerde ek olarak ateş yükseklikleri, kilo kaybı ve kötü huylu tümörlerin gösterdiği genel bulgular da görülebilmektedir. Hastanın şikayeti, hastalığın hikayesi ve muayene tanı açısından çok önemlidir.

Tanı

  • Manyetik rezonans görüntüleme (MRG) genellikle ilk istenen tetkiktir. Tümör hakkında çok detaylı bilgi verir. Ayrıca tümörün pelvis içindeki organlarla ilişkisi de değerlendirilir.
  • Sakrum tomografisi omurga kemiklerinin yapıları, tümördeki kalsifikasyonlar (kireçlenme) hakkında detaylı bilgi verebilir.
  • Anjio ile tümör dokusunun kanlanması ve etraf büyük damarlarla ilişkisi görülebilir.
  • Röntgen filmlerinde sakrum kemiklerinde bozulmalar ve erimeler görülebilir.

Tedavi

Sakrum tümörlerinde tedaviyi belirleyen en önemli kriter tümörün cinsidir. Bunun için hastalara genellikle biyopsi yapılır. Patoloji sonucuna göre tedaviye karar verilir.

Kordoma yada sarkoma gibi kötü huylu tümörlerin tedavisinde radyoterapi ya da kemoterapinin çok etkisi olmadığı için, asıl tedavi tümörün çıkarılmasıdır. Burada en önemli nokta tümörün etrafındaki sağlam, tümörsüz dokular ile birlikte çıkartılmasıdır. Bacakları ve ayakları kontrol eden sinirler ile idrar ve dışkı kontrolünü sağlayan sinirler sakrum kemiğinin içinden geçer. Sakrum tümörlerinde bu sinir yapıları genellikle tümör dokusu tarafından sarılmıştır ve ayrılamaz. Tümör çıkartılırken bu sinir yapılarının kesilmesi gerekebilir.

İyi huylu tümörlerde genellikle tümörün içine girilerek, tümör parçalanarak çıkartılır. Bu sayede sinir yapıların korunması da mümkün olabilir. Total sakrektomi denilen sakrum kemiğinin tamamının çıkarılması işleminden sonra lumbopelvik stabilizasyon (omurga ve pelvisin vidalarla sabitlenmesi) yapılması gerekli olabilir.

Sakrum tümörlerine uygulanan cerrahi girişimler pek çok yönden yüksek risk taşırlar. Tümörün total çıkartılması, cerrahi tedavinin temelini teşkil eder. Ancak yerleşim yerinin özellikleri, batın ve pelvis içi organlarla olan ilişkisi nedeniyle total sakrektomi çok özellikli bir ameliyattır. O yüzden sakrum tümörlerine yönelik ameliyatların, sakrum cerrahisi konusunda deneyimli ekipler tarafından yapılması önemlidir.

Ameliyatlardan önce yapılan anjiografi ve tıkama işlemi ameliyat esnasındaki konforu arttırmakta ve kan kaybını en aza indirebilmektedir. Bazen debu yöntemle tümöre etkili ilaçların verilmesi mümkün olabilir. Radyoterapi ameliyattan sonra kalan tümörü küçültmek ve nüksü engellemek amacıyla kullanılsa da kötü huylu tümörlerin pek çoğuna etkin değildir.

Kordoma

Tüm kordomaların yaklaşık yarısı sakrumda görülmektedir. Ayrıca kordomalar, sakrumdan kaynaklanan tümörler arasında en sık rastlananlardır. Doğumdan önceki dönemde oluşan notokord kalıntılarından köken alan bu tümörler kötü huyludur ve yavaş büyürler. Genellikle orta yaş ve üzerinde daha sık görülürler. Erkeklerde kadınlara göre iki kat daha sıktırlar. 40 yaştan sonra bel ağrısı ve kabızlık şikâyeti olan hastalarda kordomalar ilk akla gelmesi gereken tümörlerdendir. Cerrahi girişim öncesi biyopsi alınarak tanının kesinleştirilmesi ameliyat planı yapılırken yardımcı olmaktadır. Tedavisi tümörün içine hiç girilmeden, etrafındaki sağlam tümörsüz dokular ile birlikte çıkartılmasıdır. Erken tanı yapılabilirse operasyon riskleri ve komplikasyonları çok daha düşüktür.

Sarkoma

Osteosarkom, kondrosarkom, Ewing sarkomu gibi tümörler ilerleyici lokal ağrılar ve ilerleyen zamanda güç ve his kayıpları, fonksiyon bozuklukları ile görülebilirler. Kondrosarkomlar doğrudan sakrumda oluşabilir veya enkondrom, osteokondrom gibi iyi huylu tümörlerin habisleşmesi sonucunda gelişebilirler. Bunlar, ortalama 45 yaşlarında ve erkeklerde daha çok görülürken osteosarkomlar daha da ileri yaşlarda sıktır. Yalnızca Ewing sarkomu çocuklarda veya genç erişkinlerde ortaya çıkabilmektedir ve bunlar sakrum dışında görülenlere göre daha kötü seyirlidirler. Bunun nedeni, gecikmiş klinik bulgular ve büyük boyutlara ulaşabilmeleridir.  Sakrumda yerleşmiş sarkomlarda cerrahi öncesi PT/CT çekilmesi ve biyopsi ile tanının kesinleştirilmesi önemlidir. Tedavisi tümörün içine hiç girilmeden, etrafındaki sağlam tümörsüz dokular ile birlikte çıkartılmasıdır.

Dev Hücreli Tümör

Dev hücreli tümörler, sakrumun ikinci en sık tümörleridir. Genellikle iyi huylu olmalarına rağmen kısmi habisleşme oranları çok da düşük değildir. Akciğerlere yayılabilme özellikleri de vardır.  Kemiği genişleterek büyüyen kitlelerdir ve tanı konulduğunda çoğunlukla büyük boyutlara ulaşmış olurlar. Pek çok hastada rektal muayene esnasında kitle fark edilebilir. Görülme oranları 20-40 yaşlar arasında sıktır. Sıklıkla kalçanın arkasında yayılan ağrı ile ortaya çıkarlar. Tedavisi cerrahidir. Kitlenin yeniden tekrar etmemesi için tam olarak çıkartılması ve mümkün olduğunca temizlenmesi önemlidir. Tamamen etrafından dönülerek çıkartılamayan tümörlerde, tümör içini küretaj yaparak temizlemek de mümkündür. Bu tümörlerin operasyonlarında da tüm sakrum tümörlerinde olduğu gibi vidalar konularak omurga ve pelvis kemikleriyle sabitleme işlemi yapmak gerekebilir.